Efsane grup Pink Floyd un 24 yıl sonra Afrika daki açlığa dikkat çekmek için düzenlenen Live konserlerinde bir araya gelmesi ve bu muhteşem konser.. Roger Waters ve David Gilmour'un kavgalı olmaları ve aralarındaki duvar.. Hayranlıkla tekrar tekrar dinliyorum, tam anlamıyla bir görsel ve işitsel ziyafet İyiki varsın Pink Floyd..
Suratımı asıp dolaştığım, kimselere tahammül edemediğim, ne bir ses ne bir gürültü duymak istemediğim mendebur günlere tekabül eden baş ağrılarım.. Şu illete tutulduğumdan beri daha farklı bir insan oldum Öyle klasik bir baş ağrısı değil efendim bu, sadistçe kendinizi duvarlara taşlara vurabilirsiniz öyle bir şey.. Bir ilacı devası da yoktur doktor bile rahatça; başını duvarlara vurmak istediğin zamanlar olabilir o zaman ağrı kesici al der o ağrı kesiciler bir işe yaramadığı gibi sizi bir aptal yapar bakar duymaz düşünmek ister düşünemezsiniz.. Çok da kolay tetiklenir bu ağrılar bir koku yeter mesela.. Streste en iyi dostudur migrenin Bitirilen projelerin yorgunluğu ardından gelen final haftası ve stresli günler
Franz Kafka; bu ara sık sık onu anıyorum kitaplarını özlüyorum Biraz bahsetmek istedim daha doğrusu onun Milenaya olan aşkını analım, mektuplarını okuyalım istedim
Biraz bilgilenelim buyrun efendim;
Dünyanın en masum aşklarından biri Kafka ile Milena aşkıdır. Birbirlerini görmeden dostça başlayan mektuplar kısa bir süre sonra tutkulu sevgiye dönüşür. Üç yıl süren bu mektuplaşmalarda iki ya da üç kez buluşurlar. Kafka nişanlı, Milena ise evli ve mutsuzdur, ikisi de yahudidir. . Kafka'yı almancadan çekçeye çeviren kadındır Milena. Tanışmaları da bu yüzden olmuştur zaten. Bu çevirileri izleyen yıllarda, uzun uzun, içtenlikle yazışmışlardır. Birbirlerine aşık olmuşlar, birkaç kez de buluşmuşlardır. Ne var ki bu büyük gönül serüveni, hep platonik olarak kalmıştır. O ürkünç yılların labirentlerinde; yahudi olmaları yüzünden, nazilerce yargısız olarak mahkûm edilmiş olmanın o dayanılmaz yılgınlığını yaşamışlardır her ikisi de...
Milena sonradan kocasından ayrılır, Hitler döneminde, yahudi dostu diye toplama kampında özgürlüğüne kavuşamadan ölürken, Kafka'da hastalığını yenemeyip olgunluk döneminde ölmüştür. Dünyanın en platonik, en derin aşkını yaşamışlar ve sonsuzluğa bu aşkla ulaşmışlardır.
MEKTUPLAR
Sevgilim, bana böylesine işkence etmen için ne yaptım? Bugün gene mektup yok; ne ilk postadan, ne de ikincisinden. Bana acı çektiriyorsun! Senden bir yazılı sözcük beni mutlu ederdi! Anlaşılan yeterince kahrımı çektin benim; bunun başka bir açıklaması yok, hem şaşılacak bir şey de değil; ama anlaşılamayacak olan, senin yazıp bunu bana söylemen. Gene de yaşamımı sürdüreceksem şu bir türlü sona ermeyen son birkaç günde yaptığım gibi senden boşuna haber beklemeye dayanamam. Ama artık senden haber alma umudunu yitirdim. Bana susarak söylediğin "elveda"yı ben de yinelemek zorundayım. Postaya verilmesin diye bu mektubun üstüne bedenimi kapamak isterdim; ama bunun postalanması gerek. Bundan sonra mektup beklemeyeceğim.
Franz
�������
Beni sana getirecek bir yol bulmuştum, karanlıktan aydınlığa kavuşacaktım. Bu yolu umutla, sevinçle kazmış, kendimden de bir şeyler katmıştım. Bir çırpıda yüreğimle açtığım bu yolu kapatmak, ağır ağır dönmek, vazgeçmek zor geliyor biraz, elbet yüreğim sızlar. (...) Bak Milena, "En çok seni seviyorum" diyorum, ama gerçek sevgi bu değil belki, "Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla" dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki."
�����������.
'...Milena, Milena, Milena... adından başka şey yazamıyorum... Yazmalıyım ama! Bugün şaşkınım, yorgunum ve sensizim Milena. Nasıl bitik olmayayım?'
Franz Kafka
���
"�..yazdıklarınızı göndermek istemiyorsunuz bana öyle mi? İnanmıyorsunuz bana öyleyse. Kafamda yarattığım kadını sarsar mı sandınız? ..."*
Franz Kafka
������
"Yarım saattir iki mektubunla kartını okuyorum (Zarfı da; nasıl oluyor da postacılar adresleri okuyabiliyor, şaşırıyorum!), gülerek okuduğumun neden sonra farkına vardım. Hangi kral benim kadar mutlu olmuştur? Odama geliyorum, masanın üstünde üç mektup beni bekliyor, bütün işim açıp okumak onları -ellerim ne ağır iş görürmüş meğer- yaslanıyorum koltuğa bu mutluluğa erdiğime inanamıyorum..."
"Seni sevip sevmediğimi soruyorsun durmadan, çok güç bunun karşılığını vermek Milena, mektupla hiç verilemez hele... Yalnız n'olursun, çağırma beni Viyana'ya, yazma bu konuda; gelmeyeceğim, ama bu konuda ettiğin her söz, etime batan kızgın bir şiş sanki, yakıyor, geçmiyor acısı, gün geçtikçe daha da yakıyor...
Demek çiçek gönderdiler sana? Üzüldüm... Odanda duruyor, öyle mi? Dediğim gibi, odandaki dolap olsaydım, güpegündüz, birdenbire çıkıverirdim odandan... O çiçekler soluncaya değin dışarda dururdum hiç değilse. Hoşuma gitmedi. Her şey o kadar uzak ki..."
���
Durmadan soruyorum kendime:Anladı mı verdiğim karşılığı diyorum,ama öyle bir hava içindeyim ki,başka türlü olamazdı yanıtım; aşırı yumuşaktı bile,aşırı aldatıcı,aşırı göz kamaştırıcıydı.Durmadan gece gündüz soruyorum kendime işte;sizden gelecek mektubu çarpıntılar içinde bekliyorum,boşuna yiyorum kendimi;bir hafta durmamacasına taşa bir çivi çakmakla görevlendirilmişim sanki,ama çivi de işçi de benim Milena!
Bir söylentiye göre-inanmak istemiyorum-işçilerin grevi yüzünden bu akşamdan sonra Tirol postası işlemeyecekmiş.
Senin F.
Seni gördüm düşümde bu sabah gene.Yan yana oturuyoruz�Sen itiyorsun beni,ama kızmadan;gülerek.Üzülüyorum,ittiğin için değil,seni itmeye zorlayan davranışıma üzülüyorum.Sızlanmayan,yakınmayan herhangi bir kadına davranır gibi davranıyorum sana;sessizliğin ardındaki sesi-hem de bana seslenen sesi-duymadığıma üzülüyorum.Duyamadım mı dersin?Duymuş da olsam karşılık veremedim ya!
İlk düşümden daha bitik,daha kötü ayrıldım yanından.Bir yerde okumuş olacağım,bir benzetiş geldi şimdi usuma:
Ateşten örülmüş uzun yalımlardır sevgilim,dolaşır yeryüzünü,sarar beni.Ama sardıklarını değil,görmesini bilenleri sürükler ardından�
Senin
(Adımı da yitirdim!Küçüle küçüle 'Senin' kaldı yalnız.)
NOT:Milena'nın Kafka'ya yazdığı mektuplar bulunamamıştır.Yalnız,Kafka'nın yakın arkadaşı Max Brod,Kafka'yı anlatan kitabında,Milena'nın kendisine yazdığı birkaç mektubu yayınlamıştır.Kafka'yla ilgili bu mektuplar,Milena hakkında çok az da olsa bir fikir veriyor.
MİLENA'DAN ORTAK ARKADAŞLARI MAX BROD'A�
Sizden çok büyük bir dileğim var;bilirsiniz,Franz yazmaz durumunu,'iyiyim' diyor,'sağlığım gereğinden daha da iyi'deyip geçiştiriyor hep.Çok güç bu sevgili adamı anlamak.Onun için size yakarıyorum,gerçekten yakarıyorum size:Üzüntülerinin nedeni bensem,ağrılarına benim yüzümden katlanıyorsa,hemen yazın bana,olur mu?Ele vermem sizi söz veriyorum.Yazacağınızı ummak bile rahatlattı beni.Nasıl yardım edebilirim ona,bilmiyorum;gene de bir yardımım dokunabileceğini sezinlemiyor değilim.İnsan sizi sevmek,sizinle övünmek zorundaymış�Franz öyle diyor.Ben de aynı şeyleri duyuyorum sizin için: Sonsuz bir güven var içimde size karşı,şimdiden teşekkür ederim.
Öncelikle bu yağmurlu günde Allah dışarda olanlara yardım etsin, Bu mücadeleli günün ayrıntılarını yazmak isterdim ama bloğumun adını özlemin yol maceraları olarak değiştirmem gerekirdi :) Neyse sizi bunlarla sıkmıyım değerli izleyicilerim( bakıyorum da izleyicim yokmuş) neyse kendim çalıp kendim oynarım ben:) Sizlere bugün Konyadan gelen hediyelerimi göstermek istiyorum. Şeb-i Aruz şenliklerine giden pek değerli bir büyüğüm bunları bana Konyadan getirmiş saolsun.. Semazene bayıldım, fişe takınca lazerli ışık ve müzik eşliğinde semazen dönüyor video olarak çalışır halini koysam daha net anlaşılabilirdi ama suan resim koyabiliyorum, diğeri Nasrettin Hocalı tabağım ve sonrasında tabiki konya şekeri:)
20 Aralık 2011 Salı
Bir suçlu aramak ve hep bir sebebe bağlamaya çalışmak olanları... nasıl başlayacağız yeniden koşmaya? suç bazen adım atmakta bazen yürümeye çalışmakta olabilir. bazen olduğun gibi olursan kaybedenler listesine girebilirsin ama aslı öyle değildir. birer denklemsek düşüncede, çözülünce yenisine geçilen değil. en yakın cevabı işaretlemeniz anlamaya yaklaşmış olmanız demek de değil. bir ömür feda edebilir misin gerçekten anlamak için? Kaybetmiş veya kazanmış olmaya bakmak doğru bir bakış açısı değildir. daha fazla yıpranmamış olmak tek tesellidir. “geç” diyebiliriz sonunda ama ”yengi” değil. bırakalım var olan durumdan tek taraflı sonuçlar çıkarıp kutlasınlar. bırakalım ölüyü şarkılarla yıkasınlar. defin işlemi bitince anlarlar; duygularının toprak altında nefes alamadığını.
Bugün otobüste yanıma yaşlı bir teyze oturdu müzik dinlememe rağmen konusmak için fırsat kolluyordu. Kapattım müziği gülümseyerek yüzüme baktı, sohbetimiz başladı.. Ton ton derler ya aynen öyleydi teyzecik öyle içten konusuyorduki sıkıcı gecen yolculuğumda biraz nefes aldım. Öğrenci olduğumu anlayıp bölümümü sordu, onunda kendi tabiriyle bilgisayarcı yeğeni varmış amerikalara gitmiş çok okumuş şimdi de yine kendi tabiriyle Avcılar üniversitesinde oranın başkanıymış:) Gülümseyerek ama kesinlikle alay etmeyerek aksine hayran kalarak dinledim Eşiyle tanışma hikayelerine kadar anlattı,eşi Bursasporda sporcuymuş anladığım kadarıyla spor spikeri akşam sanat okuluna giderken buldum onu dedi, sevdik.. sonra o nereye ben oraya.. Türkiyeyi gezdik.. Eşini erken kaybetmiş gözü doldu.. sadakatini sevgisini saygısını hepsini hissettim gözlerinden o indi.. Daldım... Şimdiki sevgiler arkadaşlıklar, genelleyelim tüm ilişkiler nasıl boş nasıl anlamsız.. Bırakın tanımadığınız insanlarla konuşmayı arkadaşlarımızla doğru düzgün sohbet edemiyoruz.. Bir nebze sadakatin olmadığı ilişkiler, saygıyı bırakın hissetme, cümlede kullanamayacak kişiler İnançlarından,kültüründen benliğinden utanan nesil..Biz.. Son Söz; Modern hayat dedikleri her gün omuz omuza gittiğin insanlarla selamlaşamamaktır Hergün gördüğün insanların gözünün içine bile bakamamaktır Modern hayat biraz da insan olmamaktır !
Bugün çok sıkıldığımdan mütevellit akşam bari güzel bir film izliyim dedim 3 İdiots filmi ilginç geldi, hint yapımı, nadir de olsa hint filmlerinin iyisi iyidir hani Online film izlediğim sitelerden birinde aradım bulamadım, bulduklarımdan kimisinin görüntü kalitesi kötü kimisi türkçe dublajın dibine vurmuş hal böyle olunca daha filmi izlemeden gerildim Neyse efendim sonunda bir site buldum izliyorum gayet de güzel gidiyor film, demez mi bana 62 dakikan doldu bundan sonrası parayla hobaaa nerden cıktı şimdi bu tam da film sarmaya başlamış Diğer siteler acık uyanığım ya onlardan devam ediyim dedim bu defa da aynı uyarıyı veriyor velhasıl kelam film izleme zevkim çileye dönüştü bir daha tövbe diyorum bu izleyemediğim 3. film oldu ya partlar bozuk çıkıyor ya böyle para istiyorlar filmin orta yerinde bundan sonra ya torrentten indiririm ya da alırım dvd mi paşalar gibi izlerim :)
İstanbul beni ciddi anlamda yoruyor artık.. Gittikçe artan nüfus, insan çeşitliliği, daha bir çok şey burda yaşamı zorlaştırıyor İstanbul bize artık stres vadediyor.. Doğduğum büyüdüğüm çoğu yerinde yaşanmışlıklarımın olduğu şehir uzaklaştırıyor beni kendinden Tükenmiş ilişkilere benziyor aramızdaki.. Alışkanlıktan öte bişey değil geride kalan birde yaşanmış güzel hatıralar Şöyle sakin bir hayat diliyorum öteden beri Robotlaşmış insanların olmadığı,benimde o kervana katılmadığım, biraz yeşil görebileceğimiz, hayatın yavaş ilerlediği, soluduğum havanın değerini anlayabilceğim bir yer ... Ütopik değil aslında şöyle bazı şeylerden vazgeçebilenler için çok da kolay ulaşılabilir bir hayal Bir gün belki??