16 Ocak 2012 Pazartesi
İçinde Yaşadığım Deri
Almodovar'ın yönetmeni olduğu İçinde yaşadığım deri filmini izledim bugün.
Bu adamın filmlerinin bir havası var ve o yapıyı bu filmde de bozmamış.
Film nasıl derseniz tek kelimeyle bişey söyleyemem konusuna gelince;
Bir araba kazasında yanarak ölmekten son anda kurtulan eşini yanıklardan oluşan görüntüden kurtarmak için yeni bir deri yaratmak üzerine çalışmalar yapan estetik cerrahı Dr Robert Ledgard (Antonio Banderas) on iki yıl boyunca evindeki laboratuvarında çalışmaya devam eder ve domuz-insan kanı karışımıyla elde ettiği bir deri üretir.
Eşinin yanmış vücudunu görmesi üzerine intihar etmesi ve küçük kızlarının da buna şahit olmasından sonra büyük depresyon geçiren aile iyice hassaslaşmıştır. Küçük kız büyüdüğünde de psikolojisini bozan bir olay yaşayacak, bu olayın üzerine Dr Ledgard, yaptığı deneyleri büyüterek neredeyse DR Frankenstein haline gelecektir...
Gerilim türündeki film, Fransız polisiye yazarı Thierry Jonquet'in "Tarantula" isimli 2005 tarihli romanından uyarlandı. Yönetmenin 20 yıl sonra Antonio Banderas'la tekrar bir araya geldiği 'The Skin That I Live In', kızına tecavüz eden bir adamdan intikam almaya çalışan psikolojisi bozuk bir plastik cerrahın saplantılarını ve hücrelerle ilgili yaptığı araştırmalar sayesinde yeni bir insan derisi yaratmasını konu alıyor.
Uzun ama sürükleyici, gerilim türünün hakkını veriyor,
cinsel içerik kısmını eleştirenler var ama bu Almodovar'ın filmlerinin ortak özelliği,
İspanyolca olması hoşuma gitti
Çok şaşırdığım hadi be ve dahasını dediğim yerler oldu..
Spoiler vermemek için zor tutuyorum kendimi:)
İzlenmeli
Antonio Banderas var zaten daha ne olsun:)
imdb puanı da 7.2
7 Ocak 2012 Cumartesi
Bu Dünyada Artık İyi Şeyler olmuyor!
http://gundem.milliyet.com.tr/uvey-dayi-5-yasindaki-yegenine-tecavuz-etti/gundem/gundemdetay/07.01.2012/1485818/default.htm
Uzun zaman oldu iyi şeylerden bahsedemiyorum, Güzel şeyler yaşıyorum belki ama saniyelik tanık olduğum bir olay belki onlarca günüme maloluyor, yaşama dair umutlarımı alıyor , insanlıktan nefret etmeye bir sebep daha buluyorum,
Daha karanlık bakıyorum..
İçimde birilerinin hüznünü taşıyorum..
Bugün okuduğum olay da tam da böyle bişey,
5 yaşında dayısının tecavüzüne uğramış türlü işkencelere maruz kalmış bir kız çocuğu..
Annesi intihar etmiş bunları yaşamadan babası da cezaevinde..
Böyle bir gerçeğin varolduğunu bilmek kabul edebilmek bile bana zor geliyor
5 yasındaki bir cocuktan ne ister insan, böyle birşeyi nasıl yapar o işkenceleri yapan anneanne ki bu sıfatlar insanlar için geçerli böyle durumlarda hangi kelimeler kullanılır?? benim aklıma türlü türlü sıfatlar geliyor ama suan dilime sansür uyguluyorum kendimi zor tutuyorum..
N.Ç olayındaki gibi 5 yasındaki cocuğa da kendi isteğinle mi yaptın diyecekler yada nasıl hafifleticekler düşünmek istemiyorum.
Bu gerçeklerle yaşamak ne zor ne anlamsız, vahşiliğin her türlüsünü yaşayan insan müsvetteleriyle yaşıyoruz gün içinde belki karşılaşıyor konuşuyoruz.
Azer Bülbülün ölümüne üzülmüyor ki üzülmek sevmek zorunda değiliz saygı duymuyor üzerinden titreşimli espiriler yapıyoruz..
Ne ara geldik bu hale bilmiyorum ya da hep böylemiydik??
Uzun zaman oldu iyi şeylerden bahsedemiyorum, Güzel şeyler yaşıyorum belki ama saniyelik tanık olduğum bir olay belki onlarca günüme maloluyor, yaşama dair umutlarımı alıyor , insanlıktan nefret etmeye bir sebep daha buluyorum,
Daha karanlık bakıyorum..
İçimde birilerinin hüznünü taşıyorum..
Bugün okuduğum olay da tam da böyle bişey,
5 yaşında dayısının tecavüzüne uğramış türlü işkencelere maruz kalmış bir kız çocuğu..
Annesi intihar etmiş bunları yaşamadan babası da cezaevinde..
Böyle bir gerçeğin varolduğunu bilmek kabul edebilmek bile bana zor geliyor
5 yasındaki bir cocuktan ne ister insan, böyle birşeyi nasıl yapar o işkenceleri yapan anneanne ki bu sıfatlar insanlar için geçerli böyle durumlarda hangi kelimeler kullanılır?? benim aklıma türlü türlü sıfatlar geliyor ama suan dilime sansür uyguluyorum kendimi zor tutuyorum..
N.Ç olayındaki gibi 5 yasındaki cocuğa da kendi isteğinle mi yaptın diyecekler yada nasıl hafifleticekler düşünmek istemiyorum.
Bu gerçeklerle yaşamak ne zor ne anlamsız, vahşiliğin her türlüsünü yaşayan insan müsvetteleriyle yaşıyoruz gün içinde belki karşılaşıyor konuşuyoruz.
Azer Bülbülün ölümüne üzülmüyor ki üzülmek sevmek zorunda değiliz saygı duymuyor üzerinden titreşimli espiriler yapıyoruz..
Ne ara geldik bu hale bilmiyorum ya da hep böylemiydik??
2 Ocak 2012 Pazartesi
Kahve Dünyası
Hayır reklam yapmıyorum, aksine bayağı kötüleyeceğim bu markayı
Geçenlerde Bakırköy iskeledeki Kahve dünyasının yeni açılan şubesine gittim kahve sevmesenizde içerdeki o koku ve ortam sizi kahve almaya teşvik ediyor. Gaza gelip bir poşet kahve aldım, damlasakızlı 3ü bir arada yapmışlar diyede vay be diyordum. Çikolatalar falan aman Allahım..
Bir de tatsanız hakkaten Aman Allahım dersiniz, bozulmuş kahve olamayacağına göre içine de zehir falan atmadılarsa bu nedir dedim, bir de çikolatalı yapmışlarki yağ deryası, şekerli yağlı bir karışım ama kesinlikle kahve değil..
Yerli ürünlere karşı zaten bir ön yargım var, yapamıyoruz biz bu işi diye, bugün bir daha gördüm bunu
bir nescafe bir jacobsun yanından geçemezler ne yazıkki..
Çöpe attığım 18 tl me üzülüyorum şimdi:)
Birde kursağımda kalan kahve keyfime :)
Kahve isteyen?? :)
Geçenlerde Bakırköy iskeledeki Kahve dünyasının yeni açılan şubesine gittim kahve sevmesenizde içerdeki o koku ve ortam sizi kahve almaya teşvik ediyor. Gaza gelip bir poşet kahve aldım, damlasakızlı 3ü bir arada yapmışlar diyede vay be diyordum. Çikolatalar falan aman Allahım..
Bir de tatsanız hakkaten Aman Allahım dersiniz, bozulmuş kahve olamayacağına göre içine de zehir falan atmadılarsa bu nedir dedim, bir de çikolatalı yapmışlarki yağ deryası, şekerli yağlı bir karışım ama kesinlikle kahve değil..
Yerli ürünlere karşı zaten bir ön yargım var, yapamıyoruz biz bu işi diye, bugün bir daha gördüm bunu
bir nescafe bir jacobsun yanından geçemezler ne yazıkki..
Çöpe attığım 18 tl me üzülüyorum şimdi:)
Birde kursağımda kalan kahve keyfime :)
Kahve isteyen?? :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
